4 Temmuz 2011 Pazartesi

Onix Bir Pokemon Değildir

Siyah Orfe
Aklıma düştü birdenbire-
yi biraz geçe

Gecenin iri dalgaları
Savurunca toprak atı
Beş kraker büyüklüğündeydi
Temiz çarşafların
Kırık patiskası

İz
o
lasyon

Biraz bal ve kekik
lazımdı
az
beyaz
en çok da kirli sarı
meşe palamudu
ve biraz da
altınotu

Gitmeye yakın
ilk parmağını yakaladı

1 Haziran 2011 Çarşamba

Der Mut, Die Mutter, Das Mutlu

İnsan mutlu olmak ister -ve mutluluk, 10 maddeden oluşan bir kılavuz eşliğinde çıkılan bir yolculuktur. İşte kılavuz, işte maddeler:

1- Rahat bir oturuşa gelin. Bağdaş olabilir. Gözlerinizi kapatın. Hareketsizliğin içinde, nefesinize odaklanın. Karnı yumuşak, çeneyi yumuşak tutun. İki kaşın arasını, göz çevresini yumuşamaya davet edin. Bedendeki duyumlara getirin dikkatinizi -ayaktan başa, baştan ayağa, dikkati beden parçalarına getirerek, tüm bedeni tarayın.

2- Bir bardak su için; içine bir adet nane yaprağı atılmış, bir-iki damla limon suyu damlatılmış olsun.

3- Bir adet çilek yiyin. Acele etmeyin, ağır çekimde takılın.

4- Öpüşün. Eğer böyle bir imkanınız yoksa, vapura binin.

5- Çimene basın ya da ayaklarınızı suya sokun. Eğer böyle bir imkanınız yoksa, sinemaya gidin. Seans öncesi kapıda bekleyip, az sonra film izleyecek olan insanları izleyin. Film başladı ve siz dışardasınız. Özgürlüğünüzün tadını çıkarın.

6- Bir kola açın. Başınızdan aşağı boca edin. Hiç vakit kaybetmeden, koşarak banyoya girin.

7- Ormana gidin. Yanınızda biri yoksa bile, varmış gibi yapın.

8- Dünyaya geliş anınızı zihninizde tekrar canlandırın. Tam doğarken vazgeçip anne karnına geri dönün.

9- Böyle iyi, deyin kendi kendinize; "böyle iyi". Farklı tonlarda, farklı hızlarda tekrar edin.

10- Sevmediğiniz bir metni, sevdiğiniz bir şarkının melodisiyle yüksek sesle seslendirin.


Müsaade ederseniz ben de insanım ve benim de birtakım zaaflarım var. Bununla beraber konuyu şahsımdan uzaklaştırarak mümkün mertebe umumileştirmeye gayret etim. Sürç-i lisan ettiysem affola. Kapak açtım mutluluğa, bu da bana kapak oldu ne ala.

20 Nisan 2011 Çarşamba

raziye'nin rezidansı

İlk ve sonun birbirine karıştığı bu baharda, yazalım biz de kendimizce bir distopya: haydi arkadaşlar, gönlünüzden ne koparsa.


oldubikere production, fakirliğin gururuyla sunar:

K İ M L İ K S İ Z L E R

Tanımsız bir felaket sonrası, belirsiz bir gelecekte, dünya üzerinde kalan az sayıdaki etiket, güç savaşlarının ana enstrümanı olur.

(...)

(devam, devam)

t-shirt tv by nurdi

16 Nisan 2011 Cumartesi

bibendum

hey gidi Muştu Hanımcığım

güzel olmasına güzel de
sevmek

ah bir de
burda olsaydı ya

şuburnubüzüşesice

sevilenler

4 Nisan 2011 Pazartesi

samuel sen benim

canım sevgilim
seni ne çok özledim
içim
de dışım
da her yerim
de
ve bir enginarın kalbin
de
bizi ayıran nehir
tam orta yerimden geçiyormuş diyorlar
dilimin ucu
mememin ucun
dan az
uz
ak
ta boşluk
ta
ve sefer ta
sında
dönüşün
ce
püreli püsküle
az biraz
kof
bir o kadar da
fe
su
panallah
işe

ce
ve
cefakar samuele

29 Mart 2011 Salı

küllü kahve

geçen hafta bir gün öğle vakti akaretler kafe nero. iç mekan/pencere önü.

uzun saçlı reklamcılar ya da birtakım prodüksiyon insanları bahardan önce uyanmış, dışarda sigaralarını tüttürmekte ve "yüksek enerjileri"nin bir kısmını regular kahveye boşaltarak bardağın dolu kısmını görmek konusunda çizgi ötesi bir yaklaşım sergilemekteydiler. aslında tembeldiler. ya da çok "yoğun"dular -galiba ikisi aynı şey.

hava mı? ultra. size bu satırları yazarken ben, saadetler diliyorum.

"offf... bu anı unutma. asla unutma bu anı. bir gün daha. belki sadece bir gün ama hayatın değişiyor unutma. yağlı krema ve dip kakaosundan beşbin kat daha hızlı ve geri dönüşümlü peçetelerdeki organik ruj izlerinden bile daha doğal bir gelişim bu -hayır en kirlisinden bir egzos dumanı mı, yoksa kurşunkalemin nostaljik tadı mı-devasa bir portakalın dış yüzeyini kavradığında, içinin serinlediğini duyumsa. Bu işler senin için yapılıyor, makinalar kimin için çalışıyor, saat tam 15:15'i gösterdiğinde, Kozmo Jimba küllerinden doğuyor."

güneş sıcak içilir. vakit şimdidir. dış mekan/yokuş aşağı.

21 Mart 2011 Pazartesi

pele ringo

soğuk havalarda dışarı çıkmaktansa
balkondan bakarken
sırtıma aldığım bir pele
rindir içerinin
sıcaklığı

işte böyle gecelerde
sabaha karşı bir ışık belirir
tam arkamda
kör
olursun
sakın bak
ma

kaybolmadan hemen önce
aydınlatır tüm geçmişi
ayırmadan
gelecek
ten
kimse bilmez ki adamım
ışık nerde başlar nerde
biter
iki çatal bir olunca
dudaklar şişer