27 Şubat 2013 Çarşamba

yine mi toz

Yakında her şeyi kaybedecekmişim gibi bir his var içimde. Aşk dahil her şeyi. Tamamlanmışlık ve huzur, kaplayacak benliğimi, bir kaplan gibi. Kaplan kılığında bir kapan gibi. İçimde yanan şu ateş, görünmez oldu ama sıcaklığı bir süre daha götürür beni. Büsbütün sönerse de, koca koca, mini mini sorularla birlikte, huzur olurum yine. Baştan aşağı, yerden göğe kadar haklı. Ateş demişken; o bildik, sıcak şey var ya hani, kadim bir bilgi gibi, sinsi bir sızı gibi, el gibi, ayak gibi, sanki hep var gibi. Ah, işte bu mevsimde, nasıl desem, buz gibi.

Çok değil bundan bir kaç gün önce, çenemde bir sivilce, elimde ince bir kemençe, kürdan ya da bir tutam kekikle birlikte, olağan bir sakarlığın eşiğindeyim yine. Ses var mı yok mu, etraftan mı kafamdan mı bu gürültü, ayırdına varırdım ya aslında, pek öyle mühim bir mesele gibi gelmedi o anda. Yarış devam ediyordu ve sen orada yoktun. Küstahça büyük, altın rengi bir zekimüren mikrofonu gibi parlak ve talepkar, karşımda dikilmiştin. Yok yok, küstah değildin hiç, olsa olsa açık kalplilik denirdi buna. Kocaman, kalp şeklinde bir açıklık gibi, dikilmiştin karşımda. Işık azalıyor gittikçe genişliyorsun zaman daralıyor ve sen hala... Saçlarımı yıkamam lazım. Elimi suya daldırdım.

Bana bak. Usta bana dedi ki, düşmen gerek. Düş ki ölesin. Öl ki sevesin. Sev ki diyesin. Pes dedim. Sonra hep beraber yüzmeye gittik. Usta, sen, ben. Yarışalım mı dedin, karşı kıyıya kadar, üç deyince başlar. Gözlerimi kapattım. Beşe kadar saydım. Sıcak kumlar, kırık midyeler. Elimi tuttun. Rüzgar vardı. Rüzgar her zamanki gibi yalancı. Çenem düştü elime, pat diye. Elimi tuttun. Ayaklarım yoktu.


22 Kasım 2012 Perşembe

ne


girmesin kimse
aramıza
güvercinler yürüsün
yanımızda
kopsun kalabalıktan
bazıları ki
bulalım neşemizi
çatlak sesimizi
duyalım
kısık
ateşte
uyuyalım
bilmesek de
ne
sen sadece
de





30 Ağustos 2012 Perşembe

şşş

saatsiz ve yersiz
bir kokteylde gibiyiz

senleikimiz

birorganik elmanın
kurtlu bölgesinde

seyreylemekteyiz
hayatı

öyle paniksiz,
dişsiz.


30 Temmuz 2012 Pazartesi

bu ka başKaka

vay, şimdi bişiler yazmalı işte...
K., bir şeyler yazmaya başlamalı, diye düşündü kendi kendine. düşünmekle kalmadı, eyledi de. derinden girmeli dedi mevzuya, yüzeyde yüzmek güzeldi ama. kütüphaneler, dedi, kütüktendir aslında. zerafetten yoksun, kütük gibi değil, öz be öz kütükten olma, gibisi fazla. kafiyeden kaçamazdı K., ismi yüzünden mahkum olması bi kenara, bir harf her şeyi değiştirebilirdi pekiala. o zaman, dedi, yüzmeye giderim güneş doğunca, çok uzağa değil, yakınlara, mesela boğaza. boğazına kadar batmıştı ya çukura, canını sıkmazdı hiç böyle eften püften mevzulara. ef, diye verdi nefesini, öf deseydi keyfi kaçacaktı besbelli. belinde eli, elinde ukulelesi, bir de içinden geçen sevgi dolu parlak, deri kemeri. bugün bir, yarın iki.


23 Temmuz 2012 Pazartesi

vir gül

arkadaşlar size ihtiyacım var
siz yokken ekran karanlık
erör veriyor yalnızlık
tadımı kaçırıyor şu limon
denizler dehliz olmuş
masada o eski tanıdık
alabalık

arkadaşlar size ihtiyacım var
dedim ya
korkuyorum evde tek tek
ev yok sanki, tavanla yer
adeta yek
olmaz olsun böyle gecede
parça çikolatalı kek

bir şey daha diyeyim mi
bir sır giyeyim mi ya da
pek yakışmaz ya bana
varsın olsun
zaten ne giysem
üzerime yapışıyor
bu havada


17 Haziran 2012 Pazar

jeni

fotojenik olmayan insanlar

tıpkı rüya gibiler
gerçek hayatta

        daha güzeller





30 Mart 2012 Cuma

Artık Kısa Cücelerle Uyuyorum

biz
     bir
iz
    siz
          dik
                iz

http://lewsotherpics.blogspot.com/2009_11_01_archive.html